27 Ocak 2013 Pazar

Aradan Yıllar ve Bir O Kadar Yollar Geçti


Bu adamı yolda tanıdım,hiç alakam yok
Herşeyi yarım bırakan ve hiç bir şeyin sonunu getirmeyen ayraç kaçanlar bir gün ya da bir yıl bir ay her ne ise bir zaman kavramında birbirlerinden koptular ve uzaklaştılar.

Aralarına erkekler, kadınlar, kadınsılar ve erkeksiler girdi...Ha bu arada aralarına küslük, kilometreler, kavgalar, içinden hiç çıkılamayacak durumlar, avukatlar, takipler, emniyetler, hastalıklar, işsizlikler ve başka tuhaf manalı manasız arkadaşlar girdi.

Buradan hepsine birden soruyorum birbirimizden ayrıldıktan sonra hayatınız eskisinden keyifli mi oldu?

Bereketli ve belasız olduğu kesin diyebilirim ben kendi adıma...Önceleri her nedense hayatımız en az 10 sezon sürebilecek ve ilk bölümü ile sonraki bölümleri asla ama asla bir mantık zinciri kurulmayan bir dizi gibiydi. Mutlaka reytingi yüksek olurdu sebep derseniz her bölüm değil her anı entrika her anı stres her anı heyecanla dolu bir senaryo içerisindeydik...

Sonra ne mi oldu? Bay H ve benim durumum 180 derece tersine döndü diyebilirim. Otomatik Portakal'daki deneysel tedaviye kendi kendimizi tabii tuttuk. Gözlerimizi kör edecek kadar iyilikle, dürüstlükle samimiyetle doldurmaya çalıştık içimizi. Hiç kolay olmadı dostlarım. Bünye en başlarda feci halde reddetti. Bunalımlara girmeye başladık. kustuk, bayıldık, titredik. Sonra zamanla içimize nur akmaya başladı.

Bay H bir çok ülke dolaştı. Erbil, Özbekistan en sonunda Azerbeycan'a gitti. Orada 'nur' daha fazlaydı. Kendini kurtarma yolunda büyük adımlar attı. İnanmazsınız ama artık bambaşka ama bambaşka nasıl olduğunu açıklasam düşüp bayılırsınız o sebeple açıklamıyorum. Değişti işte. Şimdi entrika dendiğinde korkudan titremeye başlıyor o derece. Geçmişini pek gururla anmıyor ama geleceğe umutla bakıyor diyebilirim.

Bana gelince bu iyilik içimi öldürmüş gibi. Boğazımı sıkmış atmış, ruhumu içimden almış gibi. Kesintisiz bir suçluluk hali ile yaşıyorum. Oysa geçmişe dair ne kadar belde bedel ve manevi bedel varsa ödemiş gibiyim. Yine de bir türlü kurtaramıyorum kendimi. Hatta Cem Garipoğlu bile benden daha müsterihtir. Geçen bir arkadaş eternal sunshine olayları var diye anlattı bana, biraz pahalıymış ama üstünü çizebiliyorlarmış sikko anıların. Bir sponsor bulup çizdirmek niyetindeyim.

Monçiçi'ye gelince senelerce korkudan bizi görmezden gelmeyi tercih etti diyebilirim. Ama sevginin on / off düğmesi yok arkadaşlar en sonunda bir yerde yeniden başlıyorsunuz sevdiğiniz insanlarla. Hem de kutsal bir mekanda, kısacası Kadıköy'de bir barda.

Kıvırcık hep aynı kıvırcık...sanırım aramızda denge unsuru o. Ne iyilikle donanmasına gerek oldu, ne de gözüne fener tutulmuş tavşan gibi dona kaldı. Onun için herşey hedeflediği yöne doğru gidiyor. Zaman zaman hedefi şaşıyor ama yine de ne istediğini biliyor.

Belki de kimseyle arasında bir sorun olmamasına rağmen, herkes bu duruş yüzünden ondan biraz çekiniyor ne bilim...

tamam la tamam önemli olan sağlık...

0 yorum: