27 Ocak 2013 Pazar

Aradan Yıllar ve Bir O Kadar Yollar Geçti


Bu adamı yolda tanıdım,hiç alakam yok
Herşeyi yarım bırakan ve hiç bir şeyin sonunu getirmeyen ayraç kaçanlar bir gün ya da bir yıl bir ay her ne ise bir zaman kavramında birbirlerinden koptular ve uzaklaştılar.

Aralarına erkekler, kadınlar, kadınsılar ve erkeksiler girdi...Ha bu arada aralarına küslük, kilometreler, kavgalar, içinden hiç çıkılamayacak durumlar, avukatlar, takipler, emniyetler, hastalıklar, işsizlikler ve başka tuhaf manalı manasız arkadaşlar girdi.

Buradan hepsine birden soruyorum birbirimizden ayrıldıktan sonra hayatınız eskisinden keyifli mi oldu?

Bereketli ve belasız olduğu kesin diyebilirim ben kendi adıma...Önceleri her nedense hayatımız en az 10 sezon sürebilecek ve ilk bölümü ile sonraki bölümleri asla ama asla bir mantık zinciri kurulmayan bir dizi gibiydi. Mutlaka reytingi yüksek olurdu sebep derseniz her bölüm değil her anı entrika her anı stres her anı heyecanla dolu bir senaryo içerisindeydik...

Sonra ne mi oldu? Bay H ve benim durumum 180 derece tersine döndü diyebilirim. Otomatik Portakal'daki deneysel tedaviye kendi kendimizi tabii tuttuk. Gözlerimizi kör edecek kadar iyilikle, dürüstlükle samimiyetle doldurmaya çalıştık içimizi. Hiç kolay olmadı dostlarım. Bünye en başlarda feci halde reddetti. Bunalımlara girmeye başladık. kustuk, bayıldık, titredik. Sonra zamanla içimize nur akmaya başladı.

Bay H bir çok ülke dolaştı. Erbil, Özbekistan en sonunda Azerbeycan'a gitti. Orada 'nur' daha fazlaydı. Kendini kurtarma yolunda büyük adımlar attı. İnanmazsınız ama artık bambaşka ama bambaşka nasıl olduğunu açıklasam düşüp bayılırsınız o sebeple açıklamıyorum. Değişti işte. Şimdi entrika dendiğinde korkudan titremeye başlıyor o derece. Geçmişini pek gururla anmıyor ama geleceğe umutla bakıyor diyebilirim.

Bana gelince bu iyilik içimi öldürmüş gibi. Boğazımı sıkmış atmış, ruhumu içimden almış gibi. Kesintisiz bir suçluluk hali ile yaşıyorum. Oysa geçmişe dair ne kadar belde bedel ve manevi bedel varsa ödemiş gibiyim. Yine de bir türlü kurtaramıyorum kendimi. Hatta Cem Garipoğlu bile benden daha müsterihtir. Geçen bir arkadaş eternal sunshine olayları var diye anlattı bana, biraz pahalıymış ama üstünü çizebiliyorlarmış sikko anıların. Bir sponsor bulup çizdirmek niyetindeyim.

Monçiçi'ye gelince senelerce korkudan bizi görmezden gelmeyi tercih etti diyebilirim. Ama sevginin on / off düğmesi yok arkadaşlar en sonunda bir yerde yeniden başlıyorsunuz sevdiğiniz insanlarla. Hem de kutsal bir mekanda, kısacası Kadıköy'de bir barda.

Kıvırcık hep aynı kıvırcık...sanırım aramızda denge unsuru o. Ne iyilikle donanmasına gerek oldu, ne de gözüne fener tutulmuş tavşan gibi dona kaldı. Onun için herşey hedeflediği yöne doğru gidiyor. Zaman zaman hedefi şaşıyor ama yine de ne istediğini biliyor.

Belki de kimseyle arasında bir sorun olmamasına rağmen, herkes bu duruş yüzünden ondan biraz çekiniyor ne bilim...

tamam la tamam önemli olan sağlık...

Read More

15 Mayıs 2010 Cumartesi

İNSANLIK


2010 Blog ödüllerine belki davet almadık ama gösterdikki sevenlerimizle biz bir ülke efsanesiyiz şehir az olurdu...hemen sonrasında ise insanlık namına girştiğimiz ki biz 'insan' kavramını herkesten daha iyi kavrayan ona hakkını veren, içini dolduran kişileriz başta Bay H ve Monçiçi dünyada böyleleri de var mı?(kaldı mı diyeceğimi sanmayın, hiç olmadı denen cinsten bunlar) diye düşündüren nadide parçalardan şimdi onların asıl sen dekmeci kıvırcığa bak ya da ..nu göster dediklerini duyar gibiyim ama hayır hayır asıl nadide sizlersiniz...

şimdi geçen gün yine bir iyilik yapıcaz,çiçekçi bir ablamızın dükkanı sıkışmış ona yardımcı olucaz bir cenazeye çelenk götürücez elimizde sipariş formu çıktık Bay H ile yola...(bu arada biz herkese yardım ederiz,karşılıksız,içini boşlatmak suretiyle) geldik cenazaye, cami avlusundaki kara tahtada merhumun ismi yazıyor, Bay H sipariş formuna baktı oradada merhumun ismi yazıyor, bir baktım kendisi tabutun başında tahtaya vuruyor

'kardeşş,kardeşş çiçeğin var,imza almamız lazım'diye....

Read More

14 Mayıs 2010 Cuma

2010 Blog Ödülleri


Evet bilyarlarca izleyici elbette yarışmada dereceye giremedik ama gönüllerim şampiyonuyduk Fenerbahçe'de düzenlenen 2010  Blog ödüllerine davet edilmemiş olmamız bizi izleyen yüzbinler arasında büyük bir infiale yol açtı. Üzerlerinde Monçiçi yazan beyaz ıslak tişörtleriyle debelenen seksist kızlardan tutun da, kıvırcık destekçileri kadın erkek bonus kafalar, Bay H olmadan asla diyen homo homosapiensler ve erkeklik organları var sanan tesbihli kızlar ve beni destekleyen lösemeli lenfomalı bozuk yada doğru hücreli tüm insanlar, alkolikler, keşler, freaks and geeksler hepsi ama hepsi ordaydı,normal addedilenler ama gizliden ayraç kaçmış olanlar...Ezel ve Behlül'de ordaydı....Biri bir elimi tutuyordu diğeri öbürkünü kavga etmiyorlardı çünkü biz AyRaçKaçanlar artık birdik!(nasıl oluyorsa)Tek yürek ve milyonlarca pazarlanası böbrektik. Süzmeyen böbrekler bize hizmet ediyorlar onlarda haklı savaşımızda yanımızda duruyorlardı. (hadım oğlanlar gibi)

Ama beni en çok duygulandıran çoğu zaman kafamız uymasada Deniz Baykal ve Ali Kırca'nın kasetlerini de alıp bizi desteklemek için oraya gelmeleri oldu...Barkovizyonlardan göstermiş olduğumuz bu sanat filmlerinde sayın başbakanın yaş yetmiş iş bitmiş sözünde yanıldığını gördük...Kendisinin internetten kaldırarak hepimizi mahrum ettiği görüntüler AyRaçKaçanları bir kez daha coşturdu..

Kapı önünde simit ve ayranla başlattığımız eylemimiz diyeceğim sizde inanacak mısınız hahahah,kapı önünde Dominos Pizza (çünkü yolun başını tutan adamlarımız motorlu kuryeyi indirip 15 dakika oyalıyorlar,bizde yarım saati geçtin bedava vereceksin diye çirkeflik yapıyorduk)şarap,şampanya,havyar ve pasta ile eylemle eğlendik.

Ardından birbirimizi hiç tanımıyormuş gibi oradan uzaklaştık...

Read More

4 Mayıs 2010 Salı

YALNIZ KALMAKTAN KORKUYORUM


Belki şehir dışında çalışma ihtimalim var içimde fena halde yalnız kalma korkusu...
E tabii içime ne kadar ayraç kaçmış olsada hiç uzaklaşmamış olmanın verdiği tedirginlik bir yandan merak
Monçiçi'ye dedim yaw dedim ben korkuyorum galiba şehir dışına gitmekten
Neden dedi
Yalnız kalmaktan dedim
Yalnız kalmaktan dedim yarım saatliğine
15 dakika dedi
o sırada da telefonla konuşup msni açarsın
kameradan bana yeni tipleri gösterene kadar sanki 5 dakika kalmış gibi geldi....
sonra düşündük insan sosyal bir hayvanoğlu hayvan
Bay H bana dediki sen tezgahı kur bana fark etmez ben her yerde takılırım
SEvgilim istemiyo gitmemi aslında gideri var gittiğim yerinde bana da bu danalardan uzak kalmak koyar mı acaba?

Read More

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Avuçla Beni İstiyorum Seni Bu Gece

Evet arkadaşlar milyonlarca izleyici bunca gündür ne yaptığımı merak eden Türkiye, Azerbeycan, Kazakistan, Kırgızistan,Ermeni ve Musevi Türkleri ve elbette büyük / küçük Selçuklular, Uygurlar, Göktürkler, Avarlar inanın hepiniz başımı kaşıyacak vaktim yoktu...

Neden derseniz evden ayrılan geç ergen EYMO'nun yerine 1. AyraçKaçan ev arkadaşı olabilme şenliklerinin başında yönetici sıfatıyle duruyordum. Görevim çok önemliydi çünkü binlerce başvuru arasından sadece bir tanesini seçebilecektim ve seçeceğim kişinin bizi eğlendirmesi gerekiyordu..Ayrıca bir kaç kirayı önden ödemesi ve bizim aniden evi terk etmemiz durumunda ev sahibine iyi de senin demirbaşını evde bıraktık ya diye zavallıyı popo gibi ortada bırakacağımızı bilmemesi gerekiyordu.

Bu arada asla bir odası olmayacağını bilmesi ve perdeyle ayrılmış bölümlerde kimbilir özel alanıma kim girer korkusuyla endişeli geceler geçireceğinin farkında olması ve ona kira karşılığı bir yer vereceğimiz için delice minnet etmesi ve bize hizmet etmekle geçireceği vakitler dışında buna şükür için ibadet etmesi şarttı...

Devamı  sonra işe girdim lay layla vakit geçiremem az çalışmam lazım

Read More

25 Nisan 2010 Pazar

KOLPACILAR İŞ BAŞINDA

Evde acaip olaylar olmaya devam ediyor. Bay H kadın haliyle iddaa oynamaya başladı. Olur olmaz yerlerde(çünkü cep telefonum bozuk ve beni her yerden bulabiliyor) beni arayıp şu kuponu nasıl doldurucam, sence sistem şöyle mi, yok Acun'dan tüyo aldım vs şeklinde (meğer acun misli.com'da ünlü kuponu başlığı altında yardırmaktaymış ve test ettim,harbi yardırıyor 8 oranlar vs) ben de yedim ne bilim zevcesi Ayşe Acun'larla taniş o sebepten olabilir dedim. Bir de 66 Tl kazanınca aman dedik hadi biz de uyalım....

Neyse adam başıma oturdu ve tüyo tabir edilen kuponlardan yaptık yaptık durduk...Hadi bu şimdi çıkmış hadi şu şimdi çıkmış 10 Tane maçla 8 tane kupon ürettik ama ne saçmalık!!! hep aynı takımlara oynamak falan çünkü kadın pardon adam aceleci hadi hadi hadi diye başımda bekliyor...Neyse gitti yatırmaya bana çaktırmadan en tutabilir kuponların aynısından bir tane daha oynamış (mal aynı kupona bir tane daha:))

Bende kıvırcıkiçin oynamaya gittim, onun verdiği sipariş oynanamazdı bu sebepten ben de Bay h'ye çaktırmadan yaptım bir tane. Bay H itiraf etti hemen dayanamadı. Benim kupon tutmuş ilerliyordu (ki o homosapiens yatmasa itiraf etmezdi) Ben de salak gibi itiraf ettim, benim kupon gidiyor diye....ben de yattım..

Birbirimizin arkasından iş çevirip duruyoruz işte....
Bu arada merak edenler için EYMO yaşıyor
Facebookta fink atıyor, onu beğeniyor, bunu yorumluyor, etkinliğe katılıyor

Read More

22 Nisan 2010 Perşembe

YANACAKSAK AŞKIMIZ İÇİN

o kadar iyiyim ki, o kadar olur. arkada bangır bangır ''aşkımız için'' çalıyor ve şaka yapmıyorum. her şey sibel can kadar gerçek. merhametimin biraz ağrıması da cabası. ama biraz. çok sinirliyim. ölmeyen bütün emoları tek bir hasır sepete koyup, sepeti pahalı zippomla ateşe verecek kadar galiba.
belki daha çok.
müsaade istemek için açtım. bu ölmek isteyen gerizekalıları biz öldürebilir miyiz? ve sizin için sorun olmasa olur mu? zaten kendi kendilerine beceremeyecek kadar salaklar, bari biz yapalım, hem sinirimiz geçer, hem bu salakların istediği olur. misaade et allahım pliiz. bunlar yapamıyor. bize günah yazma da hepsini bir bir keselim.

Read More

21 Nisan 2010 Çarşamba

İÇİMİZDEKİ BOŞLUK

Sevgili Okurlar,

Gün geçmiyorki Türkiye'nin gündemine 'BOMBA' gibi düşen bir ŞOK ŞOK ŞOK ya da OLAY OLAY OLAY haber olmasın.

Hepinizin yakından takip ettiği gibi evimizdeki EYMO'nun başarısız intihar girişiminden (benim haplarımı ve dark brownumu da iç etmişti) sonra kıvırcık ona kırmızı kartı gösterdi.

Dün MSN aracılığı yaptığımız veda konuşmasında şu konulardan bahsedildi. Ben yukarıda yatarken benimle geçtiğiniz ta..ğı duydum dedi. (Bu dalga geçme olayı neden erkeklerin yumurtalarıyla özdeşleştiriliyor onu pek anlamıyorum ya,ya da o toplar başlı başına komik mi?) E dedim yüzyüze olsak daha da fazlasını duyardın. Ve dedi ben sizin içinizdeki o büyük boşluğu fark ettim dedi. (MONÇİÇİ DİKKat) neymiş dedim o büyük boşluk...MERHAMET dedi...

Lan madem merhametsiziz evin her yeri neden bir tane EYMO dolu ya da neden kalan yemekleri aynı tencerede pişirip ezogelin çorbası niyetine nuhun gemisi kılıklı evimizdeki homelesslara veriyoruz madem merhametsiziz!!! Monçiçi arabadan dekmeyle atın dediğinde bile atmadık.

Sen intihar etmeden evvel 2 hapımı ve dark brownumu bırakmış olsan, belki içim kan ağlardı..düşüncesiz

Read More

20 Nisan 2010 Salı

aman be kıvırcık..

aman kıvırcık, canım kıvırcık...
zaten Allah vurmuş, bir de sen vurma kıvırcık,
ben sana onu arabadan at dedim zamanında
dinlemedin sözümü, dinlemedin monçiçiyi ey kıvırcık

merhaba sevgili ayraçkaçan hayranları.. duydunuz mu neler olmuş? her marjinal giyimliyi ayraç sanan denyolar, bin bir türlü böbrek testine tabi tutup, yavrum hanım bir kızceğizi eve almış. ve canım benim kızceğizim, potansiyel bir ayraçkaçanken dünyanın en götüm gibi yöntemi olan ilaç içme yöntemini seçerek ilaç içmiş! (intihar etmiş dicem de, ilaç içerek ölünmeyeceğini artık baya sağlık bakanlığı genelgeyle açıklıyo ergenlere)
ksdjfksdjfkdsjfkdsjkf
ama doğrusu bu kıvırcık, hemen kızma.... ben hiç diiil içki içip kusardım. :))
ki onu bile say desem sayamazsın!!
neyse ya.. bak ben de korktum, bir cenaze çıkacak evden diye. allahıma ev sahibi skertirdi. bu cenaze demirbaş, nasıl çıkarırsınız yeaaaaa!(bkz:eski halılar)
bak bilsem 3 kulhu bi elham okurdum senin için lan ergen emo! ama sadece bi tane biliyorum. zaten de ölmemişsin mal.

Read More

19 Nisan 2010 Pazartesi

Fener Gol GOL GOL, Şampiyonluk geliyor


Sevgili Bilyın İzleyici,




Öncelikle Fener ‘gol gol gol’ ŞAMPİYONLUK GELİYORRR diye bağırayım…

Sonra hafta sonu yaşadığımız o çılgınlıklardan bahsedeyim.

Öncelikle Bay H ve zevcesi A ile Cuma ve Cumartesi gecesini ) metrekarelik evimizin ayrı bölümlerinde geçirdik. Zira kendileri yeşil çay, ısırgan tohumu vs takılıyorlardı. Laptoplarında Tivi bu elbette Hanımın Çiftliğini izliyorlar ve Bay H içinden Güllü iken Serap hanım olmayı hayal ederken, Zevcesi A kendini şoföre aşık Halide zannetmiyorsa ahanda kıvırcık defrize (düz saçlı olsun inşallah)

Biz Cuma gecesi 2 Embes film (embes=embesilin kısaltması, tarz lubun jargonu) izledik. Cumartesi günü ise iddaaada topladığımız paraları kaybedip rezil olduktan sonra, okey döndürmeye devam ederkene Nazlı geldi. İşte ben illede Dark Brown diyordum ne istediğini bilmeyen topluluk ise Efes Kış Birazı, Efes Düz Kutu, Efes ters kutu filan dedik..Sonra evdeki 36 kiracıdan biri olan EYMO (Enerji Yitirtme Motoru) da bizimle oynuyordu. İçiyordu. İçti. İçti. Sardı vs.

Sabah uyandığımda ilaç dolabımdaki ilaçlarımın şeker sanılmış olduğunu fark ettim. Ayrıca arkadaşın oldukça düşüncesiz olduğunu da fark ettim. En azından bana Pazar günü için 2 tane ayırması gerekiyordu. Üstelik Dark Brownumu da içmişti. Daha da ilerisi her yere kusmuş ama ölmemişti. Bir de kalkacak hali olmadığı için oraları da temizledik. Bay H’ye göre kendini tren yolunda bileklerini dik tutarak kesmeliydi. Kıvırcığa göre köprüden atlamalıydı. Bana göre de eve polis gelse evdeki mülteci kampını nasıl açıklayacaktım?

Yani ne diyecektim ayşe, ahmeti, Ahmet, leylayı, Leyla, mehmeti, Mehmet bahçıvanı bahçıvan hepsini EYMO’DA kendini mi…………oyyy

Read More

15 Nisan 2010 Perşembe

EFEESSS

Belki de diyorum Efes çığlığımı duymuştur tam da bu yüzden beni blog yazarı yapmaya çalışıyor diye düşündüm maili alınca...

Aynı blog yazarlarından monçiçiyle amansız bir mücadeleye gireceğim konusu muhakak ama kadınlar pis rekabet ederler, sevecen ve silnsi, tam da kazandım dediğin yerde yerlerde süründürürler birbirlerini hem de bir erkek için değil buz gibi bir EFES için yarışmaya bu blogla katılmayacağım elbet

Ama şu an buz gibi bir EFES bira için neler vermezdim, böyle soğuk bir bardak
Aşk-ı Memnu öncesi tam da çok stresli bir gün üzerine belki yanında patlamış mısırla
Ama isterdim yanımda Monçiçi olsun birlikte içelim
Birbirimizi kollayalım kim yazacak o seçilecek blogu diye
İtiş kakış olsun ortam

Bazen hayatın gerçekten zor mu dediğin günlerinden biri var ya bu o işte
bu kaldırılamayacak kadar zor bir gün işte
anlaşılmamak fazla acı

neyse yanımdakilere teşekkür ederim, gerçi efesle daha mutlu olurdum ama

Read More

14 Nisan 2010 Çarşamba

!ne içtiysem aynısından.(başı ünlemle servis edilir)


Ne içtiysem aynısından!

- Şuursuzluk abidesi monçiçi selam eder. Gün içerisinde en çok duyduğum cümlelerden biri olan ‘’kafan mı güzel?’’ cümlesini irdelemeye geldim sevgili sanatseverler. (irdelemek deyince sanatsal bir şey yapıyorum sandım lan)
- Sanatseverlerden tepki! ‘’irdele o zaman!’’
- Kafam güzel evet. Ama içtiğimden değil, oksijeni yakış stilimden. Gidiş yolu yani. Gidiş yolu demişken aklıma geldi bak. Buradan öğretmenlerimize sesleniyorum: ‘’Gidiş yolu önemlidir ve Gidiş yoluna puan vermek lazımdır. Sonsuzlukta yatacağımız yeri bile o belirlerken, sizin sadece netice üzerinden not vermeniz yanlıştır’’
(naçizane)
- Ne diyorduk? Kafam güzel evet. Sırf bu yüzden icra takibi açmak için gittiğim adliyeden ‘’senin arabaya çarpıp kaçmışlar’’ diye velveleyle arayan ortağıma ‘’ayh! Tamam tatlım geliyorum hemen!!’’ deyip panikle ofise geri dönüyorum. Ne var bunda monçiçi deme Yusuf. Arabam yok benim :/ Ama üzülme, elbet bir gün benim de mikkemmel siyahlıkta bir audim olur da, çarpıp kaçarlar. Amin. Töbe. Kafam karıştı.
- Ne diyorduk? Kafam güzel evet. İşte tam bu yüzden şu an canım ‘’her şeyde bir hayır var’’ cümlesini tartışmak istiyor. Bu yazının hayrı ne monçiçi dersen, yanıtlayıveririm en interaktif halimle. Bu yazının hayrı, eğitimin neferi öğretmenlerimize. Gidiş yolu hakkında ulvi bilgi birikimleri from monçiçi. Hı hı.
- Şuursuz demiştim değil mi?
- Hı hı, 11 santim.
- vuuuu kalınmış.
- eet baya :/








Read More

FATİH ÜREK PEK ÜRKEK


Fatih Ürek doğumgünü kutlamak için gittiği barda şarkıcı Utku'nun kıyafetinden memesini çıkarması ve o memenin kadın memesi olması sonucunda baygınlık geçirmiş ve çevre müşterilerin yardımıyla kendisine getirilmeye çalışılmış

PEKİ FATİH ÜREĞİ BU BAYGINLIĞA SÜRÜKLEYEN NEDENLER NELER

AÇIKLIYORUZ

AZ SONRA

Reklam 1
Efes Dark Brown Bira ile Kahve keyfini aynı anda yaşatır. Efes Dark Brown içine AyRaçKaçanların ayrıcalıklı içeceği
(Bu arada bu slogonı diğer EFES içecekleri için kullanmak isterseniz, beni arayın)

EVET SAYIN SEYİRCİLER, ÜNLÜ ŞARKICI FATİH ÜREK GEÇTİĞİMİZ GECE DOĞUM GÜNÜNÜ KUTLADIĞI BARDA, ARKADAŞI UTKU'NUN KADIN MEMESİNE SAHİP OLDUĞUNU GÖRÜNCE BAYGINLIK GEÇİRDİ

BİZ BU BAYGINLIĞIN NEDENLERİNİ ARAŞTIRDIK:

Bay H: Şimdi sosyolojik açıdan açıklamak gerekirse, bu tür insan gruplarının birbirlerine duyduğu kıskançlık olgusu yadsınamaz bir gerçek Fatih Bey arkadaşımız son zamanlarda farkına varmadan kendi üstünde baskı oluşturmuş olabilir.

Ben: Nasıl yani?

Bay H: Zaman zaman benim de yaşadığğım bir durum bu, bazen o kadar erkek gibi takılıyorumki iş yada toplum gereği, tuvaletlere gidip kadınım ayooooooooooooolllllllllllllllllllllllll, kadınnnnnnnnnnnn 18 cmlik çıkıntısı olan bi kadın diye bağırıyorum sonra rahatlıyorum...Sanıyorum ki Fatih Bey'e de sakalı ve str8 tutumu ağır gelmiş olacak ki memeyi görünce bayıldı.

Ben: Teşekkürler Bay/Bayan H 18 cmlik çıkıntısı olan 2 metrelik şey..

Sevgili Seyirciler bir başka 'meme' göründü, takke düştü haberinde buluşmak üzere..

Read More

10 Nisan 2010 Cumartesi

PEPSİ KAMPANYASINDAN BEN ÇIKTIM


Geçen Ezel'leyim soruyorum neden beni aramıyorsun diye. Biraz alıngan çokça baygın diyo ki, ya sen benim bildiğim kız değilmişsin diyor. Neden diyorum. Dadandınız diyor Ziyagil yalısına çıkmak bilmiyorsunuz abi, Behlül de Behlül vs...Ya dedim ne alakası var sadece orada bulunmayı seviyoruz denize nazır evin her yanı hizmetkar vs hoş yani...Sadece Behlül değil ne alaka yani...Yani Behlül üstünü çıkarınca,dudaklarını büzünce,o lacivert gözleriyle kameraya bakınca iç hoplaması olmuyor değil elbet...hele de afacan afacan Bülent'e serseri dediğinde yalandan beni de beni de diye (tıpkı yengenle-kuzenini yaptığın gibi)diye içimizi çağlayan şelalalerin coşkusu kaplamıyor değil ama olsun... Bir seçim yap dedi ben dedi amcasının karısını, kızını s..en adamla görüşen adamla görüşmem dedi. Karakter meselesi dedi. Zaten bu Cengiz ile Eyşan'ının yanında bile intikam icabı duruyorum, yoksa onlarla da takılmam aslında ama..Peki dedim...eğer gitmemiş olsaydım herşey değişir miydi, evet dedi. Gözlerime baktı hemen ağladı (Bunlar böyle Mert, Ömer ve Ezel ota boka anında ağlıyorlar salya sümük) Ben de elimi onun eline uzattım.

Çıkıyor muyuz dedim

Evet dedi,çıkıyoruz...

Neyse monçiçi haberin olsun biz çıkıyoruz Ezel'le öyle PEPSİ kampanyası falan da değil bildiğin yaldır yaldır ilişki yani....sana iyi günler

atasözü: insan umduğunu yer!!!

Read More

7 Nisan 2010 Çarşamba

HAV İZ E RILEYŞIN ŞİP VİT Mİ?

(benimle bir ilişki)
Eee zor zanaat hani şöyle içine ayraç kaçmış biriyle olmak hele pıremanstrüel (ay çok komik okunduğu gibi yazmak) yani bilmiş dilinde PMS dediğimiz dönem öncesinde daha da zor…bir tane eksik sms sevilmiyorum demek, bir cumartesi daha çalışmak benle olmayı tercih etmiyor diye düşünmek, sevgilinin telefonuna gelen herhangi bir çağrı ya da sms kesinlikle ve kesinlikle aldatılıyorum demek..ha ailem aradı derse kesin benden ayrılmasını istiyorlar demek olur da arkadaşı arıyorsa benden ayrı plan yapmak istiyorlar da bana söyleyemiyorlar diye kendini yemek, fazla uyusa benimle ilgilenmiyor diye tribe bağlamak, az uyusa canı mı sıkkın diye kendini yemek…sadece ben böyle değilim tamam mı monçiçi? Bu arada sevgilim de bayan paranoyakı takdimimdir yazımdan sonra kendini daha da haklı hissedecek ama neyse…(ay bu arada çok kandırıkçı oldu anlatıcam)

Read More

6 Nisan 2010 Salı

TAŞRADA BEUTY

Merhaba Bills.!

(Her seferinde billions izleyici yazmak zor oluyor takdir edersinizki. O yüzden böyle bir hitap yolu seçtim. Şş sen biraz dik otur bak sırtın omzun birbirine geçmiş)

Ben kırmızı kafalı monçiçi ve hağğğğlaaaaağğğğ (mübağğğlaaağğğ sanatı) taşradayım. Geçen gün sizi taşrada kültür sanat faaliyetleri hakkında çılgınca bilgilendirdiğim ve bu bilgilendirme pek çoğunuzun (safiye kız bak, senden bahsediyorlar) çok hoşuna gittiği için bugün de sizlere TAŞRADA BEUTY semineri vermek istiyorum. İzninizle evet.

 Şimdi efendim, İstanbul’da yaşarken azılı bir aslan burcu olan monçiçi, taşraya taşındıktan sonra yengeç burcuna dönüşmedi tabi. Savurdu saçlarını indi köye. (helikopterden). İner inmez ilk işi dağılan saçlarını toplayıp, helikopterin yan dikiz aynasında rujunu tazelemek oldu.

Ya tamam sıkıldım ya.. taşrada beuty ne biliyor musun Yusuf?
Loreal ben buna değerim saç boyası yerine, kına her yerime sürerim saç boyası.
Maybelline köpük fondöten yerine, talk pudrası (hani bebe kıçına sürülen)
Alix Avien göz kalemi yerine, hacıdan geleven sürmesi.

PS: bir de ortağımla aynı ruju sürüp, aynı göz farını sürerek makyaj yapıp sokağa çıktığımız anlar var ki, değmeyin keyfimize.. Şimdi bizi yalnız bırakın, akşam düğün var, sim dökünüp kız kıza  dansedicez.

Öptüm bills.


Read More

5 Nisan 2010 Pazartesi

taşrada sanat

Berhaba bilyonlarca izleyici. (milyondaki b’yi b yapınca çok manasına geliyor ya hani, işte ondandır milyonlarca merhaba yerine Berhaba yazmamın nedeni ey karagözlüm, civan bakışlım)
Çok keyifsizim, çok tatminsizim, muradını bulamamış deniz gibiyim gerçekten. Nedeni ise belli bazı orospu çocukları (bilyarlarca minik izleyicimizden özür diliyorum ben burada. Orospu çocuğu demek çok ayıp. Özür diliyorum ayağına tekrar orospu çocuğu demek yakışıksız.) umarım halledebilirim.
Ben de şeyi şeyine denk diğer ayraçkaçanlar gibi Cumartesi akşam sinemaya gittim tabi ki. Taşrada yaşıyor olmamdan kelli bana sinemadan, kültürden, sanat sepet işlerinden uzakmışım gibi davrandıklarına bakmayın. Ve evet, film çok güzeldi. Karakter seçimi, diyaloglar, hiçbir sıkıntı yoktu. Hele bir sahne vardı ki, tüm taşra tarafından ayakta alkışlandı. Evet söylüyorum. hani kız ve adam geminin önüne gelip kollarını uçuyormuş gibi açıyorlar ya, İşte o sahne. Saloncak delirdik hazdan, kimisi gözyaşlarını tutamadı, Kimisi Rafet el romanın yeni çıkmış olan kasedinden ‘’bak ne diyooorum gizlemiiiyoruummmm sensiz yaşamakkkk zor geliyor baaaağna’’ şarkısını ıslıkla çalmaya başladı. Kısacası film de kasabada yarattığı romantik hava da harikaydı bu haftasonu.
Çıkışta meydandaki pastaneye gidip çay içtik, ekler pasta yedik. hesabı ödemek için kalktığımızda, kasada hey corç versene borç, olmaz maykıl bende de yok diye son günlerin en popüler esprisini de yapmadık değil hani.

Read More

SERSERİ MAYINLAR


Cumartesi gecesi sevgilimle birlikte Mine Vaganti adlı filme gittik. Ferzan Özpetek delisi bizlerden beklenildiğinden biraz geç oldu ama olsun. Film öncesinde biraz tartıştık ben de sulu göz olduğum için biraz ağladım ama bunlar normal şeyler filmde el ele ve mutluyduk. Film hakkında düşüncelerime gelince kesinlikle Ferzan Özpeteğin en iyi filmi değil. Yani en kötüsü Harem Suare ise bu ondan daha iyi. Bu arada Ferzan'ın her filmi çok iyi ben sadece bendeki ve aşkımdaki (yalakalık yapmıyorum monçiçi)sıralamasından bahsediyorum. Karakterler yeterince hikayelendirilmemişlerdi mesela..Büyükanne dışında benimsemekte zorluk çektim insanları, belki de komedi katılması ciddi analizlerden uzaklaştırmıştır yönetmeni...olabilir. Ama güzeldi soundtrack süper ve yasak olmasına rağmen dün sofra kurup rakı içirtti bize. (50 Mila şarkısı tavsiye)

Bu arada Caddebostan AFM sinemasında gösteriliyordu film anadolu yakasında yeterince salonda bulunmuyordu her nedense...Sinema doluydu..Kadın nüfus fazlaydı sanki ama çok enteresan şeyler yaşandı. İki erkeğin öpüşmesi sırasında böö, ıyk falan sesleri yükseldi salondan. Şoka girdim resmen. Bu insanlar filmin afişini beğenip mi girmişlerdi sadece? Yada Ferzan Özpeteği tanımıyorlar mıydı? Ya da başka filmlerini izlememişler miydi?  Herşeyi bir kenara bırakıyorum neydi bu HOMOFOBİA şaka gibi. Bağdat Caddesinin orta yerinde üstelik.

Bu yazının sonunu komik bir şekilde bağlamak istiyorum ama nedense hiç komik değilim:)

ama hepinizi kucaklıyorum sevgili izleyiciler

Read More

31 Mart 2010 Çarşamba

IVANA SERT VE EDA TAŞPINAR

milyonlarca izleyici size kurban olsun ablanız diyor ve bugünkü yazıma başlıyorum. gece rüyamda kıvırcık geliyor ve bana iş yerinde bir kız olduğundan o kızın da işini yaptırmak için yüzünü neredeyse kendisininkine yapıştırdığından, kızın herkese böyle kaşarlıkla işini çözdürdüğünden bahsetti..hatta öyleki neredeyse öpecektim onu dedi...neyse benim sinirim bozuluyor ve ona inanmıyor rüyamda takibe çıkıyorum ki, bunları kucak kucağa yakalıyorum, kız da harbi kaşar fena da sayılmaz hani saldırıyorum ikisine de tabii kıvırcık güçlü ellerimi vs tutuyor, durduruyor beni, ben direniyorum küfür hakeret ama o yine üste çıkıyor ve diyorki beni rezil ettin vs...ayrılıyoruz...ter içinde kalktım, zaten de biraz ağlamışım. Kıvırcık saçmalama tatlım görme bu rüyalar vs dedikten sonra onu yolcu ettim. geri uyudum çoğu zaman geriye uyumam ben uyudum ve 11 de uyandım. o arada da yine öldüren saçma sapan rüyalar gördüm bunlarda VENEGİS XR etkilimidir yoksa nedir bilmiyorum ancak böyle de biter bu yazı....

Read More

29 Mart 2010 Pazartesi

yüreğinden yaralı bütün mesafeler...

Merhaba bilyarlarca takipçi…
Nasılsınız işalla? İnsan gibi hal hatır sorduğumdan anlamışsınızdır zaten ama ben monçiçi.
İnsanları direk böbrek olarak nitelendirmiyorum diğer ayraçkaçanlar gibi. Önce bi hal hatır soruyorum. Kendini iyi hissediyorsa öyle yatırıyorum buzlu küvete. Kendini kötü hissediyorsa küvette bi bardak viski benden. Çünkü sevgi doluyum anlıyor musunuz.? (İngilizlerin LOVE dedikleri şey yani)
Ayraçkaçanlar olarak dünümüz tabi ki maça konsantreydi ve iddaa dan çıkacak paralara, ama nedense ben kırmızı kafalı monçiçi, kayısı konsantresi gibiydim bütün dün.
Gereksiz denecek kadar erken uyandım (ay yaşlı ve hasta ayraç gibi oldum yaaa :/ o da hep erken kalkar) kahve, kahvaltı (ters yapmışım ya lan, yazınca belli oldu) ve hatta ardından yürüyüş. Dkjhlkjdhlkjhflkjdhk
Aynı insan gibi olm, sadece kahveyi önce içmişim.. vuhuuuuuu çok etkilendim.
Yürüyüşe kadar her şey iyiydi, yürüyüş sonrası denizin tam dibinde bi kulübede çay içmeler, kasaba insanıyla muhabbet etmeler vs. ama ben naaptım, 2 çaydan sonra o güneşin altında o öğlen içmeye başladım. Bir ara sandaldan sandala atlayarak mısıra gitmeye çalışıyordum. Sebebi belli.  Her düz ayraçın anlayacağı üzre, canımın mısır çekmesiydi.
Maç zamanına yakın eve geldim, insana döneyim de gidip maç izleyeyim diye, ama kıçım o kadar emindi ki yeneceğimizden yerinden kalkmaya ikna edemedim. Canım benim, yine haklı çıktı.
Neyse, pazarları içmek güzeldir. Öğlen 1 gibi başlayıp sabaha karşı 4 te olduğun yerde uyumak en güzelidir. msn den maç izlemek uğurludur. Volkanın götüyle top kurtarması alkolün etkisiyle mi öyle görülmüştür? Bakılacaktır. Bilgisayarın kendi kendine tırnak işareti yapması sorunu çözülecektir. İşe gidilmeyecek, itinayla kaçılacaktır. durun ya bi de şarkı armağan edeyim size giderken...
http://fizy.com/s/1ai69w
mesafeli ilişkiler dileklerimle...

Read More

SAYKO KİLIR KESKÖSEEE

aslında bu yazıyı yazarken milyonlarca galatasaraylı okurumu kaybetmekten korkmuyor değilim ama ne yapalım onlar da yensin, onlar da benim üstüme gelsin. (yani mümkünse olabilirse yani belki onları sir alex ferguson&ancelotti birlikte çalıştırıp messi ve ronaldo ileri uçta oynadığında belki yenerlerse)

maçın kısa bir kriğitini yapmak gerekirse sahaya çıkıp ellerinde çocuklar yanyana durduklarında Büyük Kaptan ALEX'in yüzündeki o çarpık gülümseme bana sayko kilır kesköseee ahaahhahahahah şarkısını anımsattı birden ve zaten maçtan 15 dakika evvelsinde yeneceğimizi belirttiğim gibi iyice emin oldum. ve ilk on saniyede musatafa sarp adlı arkadaşın o eşsiz yaratıcı kale ağzında pas verme operasyonundan sonra alexten geriye kalanı da aldılar sazı eline, yok bilica yerlere yatmalar oyunu soğutmalar,veled santosu büyük santosla korkutmalar derken şekil belli oldu, zaten allahıma bin şükür emre iyileşememişti ve galatasaray maçlarında 30 metre güdümlü füzeci selçuk işi bitirdi, gsliler di francoya yuh muh dediler ama ayıptır lo,cidden ayıp,elin yabancısına yuh muh...sanki di franco yerine mondragon olsa iş değişecekti,yani bu tür fantastik fantezili hayal dünyaları için istatistiklere göz atmalarını tavsiye ediyor ve ardından kaleciye yüklenmelerini hiç hoş bulmuyorum, rijkaard'ın arda'yı oyuna alırken aklında sanırım brave heart'taki william wallace, galdiator'deki russel crowe falan vardı ya da hiç değilse george hagi büyük kaptan oyuna girecek, işte bunlar gözgöze gelecek tek yürek (fatih ürek) olacaklar ve feneri yenecekler, fona son mohikanların müziği falan çok manalı ama film onlar annem, sadece film, büyük kaptan arda belini tuta tuta neyse...volkanın galatasaray maçlarındaki o hırsı biz kadın milletini bizden alıyor bu da parantez içinde monçiçiye göz kırparak söylediğim bir şey....ay bir de sinirden lig tv'yi iptal ettiğim,maç sırasında sıkıntıdan patladığım,bu mu tuttuğum takım diye kendi kendimi yediğim fenerbahçe galatasaray karşısına çıkınca tüm küslüğümü unutuyorum, tıpkı dünyadaki 1milyar fenerbahçeli gibi...

evdeki olaya gelince,potansiyel böbrek olan galatasaraylı tasarımcı maç sırasında evdeki diğer erkek sesi olan Bay H'ye (fenerli olup arada ileri gitmeyen şakalar yapıyordu) sen sus lan dedi boyu 2 metreye 8 cm kalmış olan Bay H çok şükürki bunu duymadı, maç sonunda Bay H'nin tek yaptığı şaka artık sen laptopunu alır odaya çıkarsın 3 günde orada çıkmazsın olmuştu ki,tasarımcı yüksek volümlü titreyen bir sesle işaret parmağını Bay H'ye doğrultarak 'sen bir daha ağzını açarsan' diyiverdi, Bay H'nin tasarımcıyı duvar süsü üstelikte sticker şekline getirmesi an meselesiydiki gözgöze geldik açılmış gözlerimden çığlıklarla gelen 'HAYIIIIIR' üstüne Bay H yine birini dövmedi.

Read More

26 Mart 2010 Cuma

aheyyyaaaaaaaaaa




-         neden böyle bir giriş yaptın monçiçi? neyin coşkusu bu?
-         çünkü çok sağlıklıyım ve yanaklarımdan kan fışkırıyor
-         yanaklarından kan fışkıran bir insan mecazen bile sağlıklı olamaz bence
-         iyi o zaman.
-         Neden geldin? Ne zamandır yazmıyorsun, önemli bir şey mi var?
-         Evet…
-         E söyle? Milyonlar bekliyor.
-         Tamam.
-         ?
-         Şey, ebru gündeş’in telafi diye bi şarkısı var ya..
-         Evet?
-         Çok güzel.
-         Manyak mısın?
-         Hayır da, telefonların ''alo'' yerine ''ÖÖÖYYYYY'' diye açılması için kampanya başlatsak mı diye soracaktım bir de.
-         ÖÖÖYYY?
-         Öy evet. Alo yerine.
-         Öy.

Read More

EZEL ve BEHLÜL


Günayın Milyonlarca AyraçKaçan Okuyucuları,

Sanmayın güne aydın başlıyoruz gün her sabah itibari ile televizyonların fenomeni Müge Anlı ile kapkaranlık başlıyor diyeceksinizki kardeşim seyretme, kesinlikle olmaz sayın OKUYUCULAR...

Birincisi işsiz, ikincisi fena halde güçsüz bir insanım (o hastalıktan) bir de şaka gibi olan bu olayları izlerken garip bir dehşete kapılıyorum..bir yandan Müge Hanım olayları çözsün diye bekliyorum diğer yandan yok artık löbrauvn ceyms diyorum yok artıkkkk....şaka mısınız abi, cast mısınız, nasıl yani yaaaaa şeklinde (bu arada gerçekten televizyon olayı o program etiğini metiğini bilmem ama güzel iş yapıyo yani,reyting reyting reyting)saat 09:00-13:00 arası ordayız

Eğer psikopatsanız Flash Tv'de Gerçek Kesit var 1998 yılındaki havasından çok uzak, o zaman oyuncular hep aynı (şimi prime time dizilerde enteresan roller üstleniyorlar) ve hikayeler belli bir sona ulaşıyor ve gerçek kişileri karartarak röportajlar yaparlardı, şimdi kahramanların sonuna ne geldiği belli olmadan doğrudan satışa girip vibrasyonlu masaj ürünleri satıyorlar bu program 12:00-12:35 arasında

Yine kendinizi uyuşturmak istiyorsanız eğer saat 13:00 te Flash Tv ve Cine 5'te türk filmleri başlıyor hatta geçen gün aynı anda 2 vahşi kız filmi vardı, birincisi Vahşi Kız Müjde Ar oynuyordu ormanda ayıların büyüttüğü bir kızı diğerinde de Vahşi Bir Kızı Sevdim Fatma Girik filmi vardı, aynı Fatma Giriği bundan bir kaç gün önce 2 Ruhlu Kadın diye başka filmde gördüm yağmur yağınca kişilik değiştirip çingene oluyordu İstanbul Hanımefendisiydi diğer kişilik..

Ardından da evlilik programları var Zuhal Topal'la izdivaçı izlerken her an stüdyoda bir kaç yaşl telef olacak diye bekliyorum, nedir abi 75, 85 yaşlarında fingir fingir ve amacın nedir demezler mi?(içim acıyor bir evi,bir emeklliliği olan koca arayan kadınlara) Esra Erol'dakiler ise kaşar dolu şaka gibi, inanılır değil...

Sıra Yemekteyiz'e geldi..insanın karnını acıktıran, yarışma bitiminde yarışmacılarn ağzını burnunun kırılması gereken progama, pes diyorsunuz, pes yani, olabilir mi böyle bir şey, her seferinde aç kaldık diye kalkyor masalardan inşallah ekip götürüyorduk o yemekleri çekim bitince...

E akşam oldu, ajansı dinlemeye gerek yok, yemek yapalım EZEL başlasın (biz de ölelim yani) BEHLÜL'e ölüyoduk da yani şimdi o karaktere zor yani, EZEL asla amcasının karısına,baldızına ve kızına cinsel münasebet düşünecek bir insan değildi,gerçi bizde o kadar karakterli değildik EZEL'in kalıbını aldık...

Bakın nasıl dolu dolu geçiyor hayat, biz bu dünyaya sizce niye geldik?

Read More

24 Mart 2010 Çarşamba

FENA HALDE SIĞIR BUNLAR


Bu yazı duygusaldır şimdiden milyonlarca takipçime duyurulur


İyileşmeme yani umuyorum ki iyileşiyorum çeyrek kala aslında bu hastalık öyle bir hastalık ki sen ona ne kadar direnirsen diren arkanı döndüğün anda çelme takıyor sana, bazen nefesini kesiyor, bazen cesaretini alıyor, bazen ne kadar karşıda koysan omuzlarından bastırıp seni yatağa yatırıyor…

Bu hastalığın sebebi de benim, sonucu da benim…bedenime yaptığım tüm o işkenceler, ruhumu sürüklediğim karanlık, izbe, sürüngenlerle dolu ortamlar ve en sonunda bunun getirisi hatalar, özellikle maddi ve manevi hatalar sonucunda evren diyelim bana ‘dur’ dedi…iyi ki de dedi, o kadar yanlış yapmışım ki,üstlenmişim, korumuşum, kollamışım, sahip çıkmışım, kendimi öne atmışım ama kimi ya da kimleri…beni ya da bizleri değilmiş, her şey iyiyken alkış tutacak birkaç şakşakçıdan başkasına değilmiş…her şey kötüleşti en kötüsü de ben oldum,hadi bakalım bu da iyi doğal eliminasyon hayatın sınav dönemlerinde kendiliğinden olan bir şeymiş..

Bu dönemde yanımda kalanlar, yanımda kaldıklarını gözüme sokarak şov yaparak değil..mesela oğlaklar oğlaklıklarına bok sürdürmeden sağlam ve kesin bir ilgiyle, sırtlan monçiçi iyi olduğumdan emin olana kadar taa oralardan izimi sürerek, nazlıcan başında heyecandan delirdi biraz ama o da rutine girdi..bende ağlasam da sızlasamda ama güçlüydüm ben diye uğraşsamda yatağımda çoğu zaman çivili saçma bir baş ağrısı, tuhaf kramplarla yatıp durdum. Çok sarsıldı psikolojim hani dedim bir daha gelemem geriye,çok utandım üretmeden evde oturmaktan ama oldu işte,bana beni sevmeyi öğrettiler en sonunda..

Zor bir hasta olmadım hiç, kaprisim tutmadı sanırım..zaten şımartma usulü yaklaştılar bana hep..ya da hastalığı öne sürmeden günlük konuşmalarla yokladılar eğer aramasalardı şimdi biliyorum çok üzülürdüm..beni günlük hayatlarının bir parçası etmeselerdi dışlanmış hissederdim,sakatlıktan çıkmış kulübede yedek bekleyen oyuncu muamelesi iyi geldi bana..şimdi bunu okuyunca paso dalga geçecekler ama olsun, biz sen öleceksin diye aradık, acıdığımızdan diyecekler…çünkü terbiyesizler ama olsun i love all…

*** ben bu yazıyı yazdım ama onların fena halde ‘sığır’olmalarını değiştirmez

Read More

18 Mart 2010 Perşembe

ŞİZOFRENİK MSN SEKSİ


PincuR's Tiger:


öyle çevrimiçi olu olup
dikkatime mi takılmak istersin angelinam

özlem:

LANB YOK
BAALANTI GİDİP GELİYİ

PincuR's Tiger:
anladım
kırsalda normal
takma kafana

özlem:
SKTR GİT

PincuR's Tiger:
lan olm
siz neyle bağlanyorsunuz

özlem:
KABLOLU MODEM
CIIIZZZZZ CIIIZZZZZZZZZZZ
EDİYO BAALANIRKEN
TELEFON VE İNTERNETİ AYNI ANDA

PincuR's Tiger:
ha onu soruyodum

özlem:
KULLANAMIYORUZ
İNTERNETE BAALANINCA
TEL MEŞGUL
ÇALIYOR

PincuR's Tiger:
tmam
inanır mısın bir kaç sene sonra
sen laptopu açtığın gibi

özlem:
SŞKJHFLİŞSHŞLSHK
SUS LAN
HAYVAN

PincuR's Tiger:
bağlantı gelmiş olacak

özlem:
LAPTOP?

PincuR's Tiger:işte
lap diz
top üstü
burada istanbulda satılıyor
kapaklı telefon gibi düşün
bilgisayar
taşıyabiliyorsun kasa vs yok

özlem:
OHAAAAA
YEMİNLE Mİ

PincuR's Tiger:
harbiden oğlum
kesilmeyecek de bağlantın şimdi bizim buralarda böyle

özlem:
değişikmiş lan

KONUŞMAYA 3. KİŞİ DE KATILIR

PincuR's Tiger:

bizim evde 35 kişi yaşıyor ya
özlem anlattı mı bilmiyorum

özlem:
somalili aile nasıl?
öldüler mi?

PincuR's Tiger:
onlarla insan kulesi mi yapsak

özlem:
anlat serpile

PincuR's Tiger:
ya serpil bizim ev 600 metrekare
bende odaları vs kiraldım
baktım çok boşluk var
perdeyle ayırdıp yatakları attığım yerleri de kiraladım
baktım yüklük boş
orayı da somalili bir aileye /7 kişilik kiraladım

özlem:
serpil şu an odama geldi esra sen anlatadur bana diyoki sence ben üşüdüğüm için mi kıllarım kalktı? bunun için buraya gelmiş

PincuR's Tiger:
oha yahu
şaka mı bu insan
benim de canım salam çekti
safi salam

özlem:
ısıra ısıra
baton salam mı yicen
lan

PincuR's Tiger:
bu arada yandaki laptoptada müge anlı açık

özlem:
öööhh sabah sabah ya

PincuR's Tiger:
yok dilim dilim
salam

özlem:
serpil esranın girişimci ev sahibesi mama sıfatına ne diyorsun
ve duyarsızcasına
somalililerden
kira almasına

PincuR's Tiger:
manyak onları havasız bırakıyorum
kirayı aldıktan sonra telef

özlem:

ancelina üstüne geçirip beleş bakıyom ayaana o da mı kira alıyo lan yoks
meddoks tan falan?
bredden de alıyomuş meyer
kjadsbgkvfahgvl
DELİRME ANLARI


özlem:

esra düşündüm de
somalilileri
çünkü çok üzülüyorum onlar için) hatta üzüntümden parantez açmadan kapatıyorum falan
reyd pahalıya gelir
sineklikle vur
ölsünler bence

PincuR's Tiger:
gerizekalı

özlem:
niye lan
akıllıcaydı bence

PincuR's Tiger:
hoşuma gitti

özlem:
bi lira bi sineklik

PincuR's Tiger:
sevgi sözcüğüydü
peki vururken şu sözleri söyleyecek miyim
sizi nankör zenciler, size yemek verdim, yatacak yer verdim, pislikler

özlem:
duvara yapıştırma ama

PincuR's Tiger:
bir kaç ağır söz daha bulmam lazım
bu arada regl olamıyorum hacı
çok sıkıcı

SERPİL DEVREYE GİRİNCE

özlem:

mustafacığım kankamla teldeydim

PincuR's Tiger:
tamam o zaman

özlem:
o kadar zengin ki
onu sevmemek elde değil
serpil öldü mü lan
ses de gelmiyo
içerden
hala mı regl olamadın
?
hamilesindir diicem ama
kedi de dişi

serpil:

yawww tuvaletler sifonlar la alakalı sözleşme ayarlıom

özlem:

tuvaletle ilgili sözleşme ayarlama
deliğe sok elini
vardır
esra sabah ilk iş tuvalete telefon atıp elimizi sokuyorz biz

PincuR's Tiger:
çok iyi
bence işte kırsal da olsa
farklısınız abi
sanat filmine konu olabilirsiniz
siz recep ivedik duydunuz mu

özlem:
serpil klozet başında teli atıp kolunu sokuyo sürekli
flaşbek olarak bu görüntü
recep?
kadir inanır var burda

PincuR's Tiger:
buna kim inanır? olan mı
amerikan esprileri moda şimdi burada

özlem:

fdlbhgdşlhbgşldhfbşlkhfdşkj

PincuR's Tiger:
ota boka waouwww diyoruz
yada oh my god

serpil:
ihihihihih

özlem:
etkileyici bence ama bize 10 sene sonra gelir.. biz de şimdilik baya ameranvariyiz ama.. hey corç dedim serpile, versene borç demesin mi?
ilahi
öldük gülmekten

serpil:
ihihihih

Read More

17 Mart 2010 Çarşamba

BÖYLESİ GÖRÜLMEDİ

Hani bu akrabalarını dolandıran yenge var ya, hani sizin çocuklarınız hasta diyen ve ışın tedavisi gerekiyor diyen ama bu tedaviye yalnızca aileden lise mezunu ingilizce bilen evli olan 35-45yaşlarında biri bebekle birlikte girebilir diye belgeleyen ve 2 bebekli ailenin 8 sene parasını çarpan ve Vakıf Guraba Hastanesinin adına kara çalan YENGE...

Çocukların ışın tedavisi için oktuğu oda ise hastanenin mutfağıymış....oyy oyy çift o kadar safki, o kadar üzülsem mi gülsem mi bilemedim

(bu arada annemin kedisi doğurdu 5 yavru:) şimdi aldık bu haberi)

Neyse bay H yi aradım bak dedim Müge Anlı'da bir yengeden bahsediliyor böyle böyle yapmış dedim

Dedi ki 'offf, yoktu ki bizim ailede öyle saf, hepsi cin'

offf diyorum offff

Read More

16 Mart 2010 Salı

ELİF ŞAFAK


Komik şeyler olunca yazıp komik şeyler olmayınca yazmamayı siz milyonlarca okurumu yazılarımdan mahrum etmemi antiprofesyonel değerlendiriyor ve bundan sonra ne olursa olsun sizinle paylaşmaya karar veriyorum.


İngilizce tabir etmek gerekirse (neden diye sormayın gerekirse işte) HORRIBLE sayılabilecek bir hafta geçirdim. Sağlık beni bütünüyle terk etmiş, sevgilimle önemsiz sorunlar üzerinde neredeyse 5 yıllık revize gerektirecek tartışma içerisine girmiş, hatta beni dekmeleyeceği (MONÇİÇİ kına yak) konusunda birkaç tehdit bile almıştım. Bu arada Bay H’nin sevgilisi hemşire A ile bir kişilik tartışmasına girişmiş karşılıklı 800 karakter uzunluğundaki mesajlarla delirme noktasına gelmiştim, ha bu arada periyodum gelip geçmesine rağmen hala kanamıyor olmam, sürekli başımın dönmesi, ağlama krizleri yani ŞAHANE PAZAR kıvamında (elleri kolları bağlayıp gözleri açık tutarak saatlerce izletme manasında) bir hafta sonu geçirdim…

Neyse ki Pazar gecesi ilişkim normale dönerken, aslında bunca delirmemin bitmiş olan ilacıma devam etmemekten olduğunu da doktordan öğrendikten sonra bu kez de mutluluktan (süper yalan) gözyaşları dökerek bir çekmeceyi boşaltıp temizleyerek, sabaha kadar uyumayarak geçirdim…pazartesi ise zombiydim artık..olsundu…hergün yeni bir hayat demekti değil mi lan?

Dünü de uyuyarak geçirdim. Monçiçi yönetim kurulu toplantısında, Bay H ise çıtırlara CEO’luk etmekle meşguldu (ceo= küçük baş çobanı) Kıvırcık daha özel olması için kendisine verilen müdire odasında daralmakla meşgulken ben uyuyordum işte,nazlıcan hamamdaydı annesiyle tribale eklenen gribalini yenmek için…herkes kendi halindeydi ptesiden

Ha unutmadan ctesi gecesi okey oynadık bay h ve kıvırcık ben ve nazlıcan….auuuuuuuuuuuuuuuuuuu fena benzettik!!!!

Read More

13 Mart 2010 Cumartesi

İNANIRSAK OLUR

Monçiçi ile ilgili yazımı sürekli erteliyordum çünkü onunla ilgili değil yazı yazmak yazı dizisi hazırlamak lazım geldiğini biliyordum. Daha evvel bahsettiğim gibi Fin adlı bir sahil kasabasına yerleşti başka bir ülkeden(yalan bu saklıyoruz işte) Aslında hayatında en radikal değişikliği o yaptı diyebiliriz, aynı ruh ve bedeni başka bir kasabaya götürerek...Bunun kasaba 'kırsal' olarak addettiğimiz bir yer. Entellektüel açıdan yorumlamam gerekirse James Cameron Titanic'le övgü almakta şu an o derece diyim. (monçiçi'nin s..tir dediğini duyar gibiyim ne demekse)

Ama bu yazıyı yazmak acilen gerekti çünkü Monçiçi bana hatırısayılır spor kulüplerimizden birinin kırsaldaki derneğinin yönetim kuruluna gireceğini ve mümkünse hemen o kulüple ilgili ona bilgi vermem gerektiğini söyledi. Siz düşünün milyonlar olduğunuzu varsaydığım blog okuyucuları bir derneğin yönetim kurulunda olacaksın ama içerik hakkında hiç bilgin olmayacak. Onun bir amacı olduğunu anladım elbet ama gene de gerekli önbilgiyi kendisine sundum tabii.

Şimdi bu Monçiçi'nin ne futbolla ne de herhangi bir sporla yakından uzaktan alakası olmadığını belirteyim. Bundan bir kaç yıl önce bir şampiyonlar ligi maçını hummalı bir şekilde izlemeye çalışırken biz o da bize katılmaya karar verdi. Elbette aktif olarak yani bir şeye katılıyorsa en önde olmayı sever ne de olsa sırtlan burcu.Neyse maç başladı kimin kim olduğunu bilmeden takımlardan birinin kalecisine adeta kilitlendi. O kaleci ki (neyseki bizim kaleci) ilk 2 golü şuursuzca içeri aldığında bizler hakkında ileri geri söylemlerde bulunmaktan kesinlikle çekinmedik. Ama kaleciye ve onun takımlarına inanan milyonlarca bakire genç kız gibi (ohaaaaaaaa ki ne ohaaa) içinden bir dilek tuttu ve bize dediki O kurtaracak takımı ve bu geceyi. Her neyse sevgili blok okuyucuları o kaleci o gece devleşti. Kızımız da daha ilk seyrettiği maçla ve tahminleriyle gecenin yıldızı oldu. Daha sonra uzun süreler o kalecinin nişanlısı olduğunu iddia etti. Onunla buluştuğunu, kalecinin onu almaya geleceğini vs..(sevgili Arif Verimli'den bu durum için bizi aydınlatmasını rica ediyorum)

Monçiçi'ye yönetim kurulunda başarılar dileriz.

Read More

11 Mart 2010 Perşembe

HİZMETÇİLER ve FERHUNDE


Dün ben, Nazlıcan ve kıvırcık Şehir Tiyatrolarının Genç Tiyatrosunun Hizmetçiler adlı oyununa gittik
Hizmetçiler Jean Genet'in...Hani şu sürekli yasadışı işler yapan, hep gayri meşruyu kovalayan, Gide ve Sartre'ın mektuplarıyla ömür boyu hapisten kurtulan eşcinsel ama yeraltı insanı..

Gençliğimin iham kaynağı Genet'in Hizmetçiler'i yazması için iham kaynağı ise taa o zamanlar Fransa'sında bir evin 2 hizmetçisi olan kız kardeşlerin ev sahibesi ve kızını henüz canlı iken gözlerini  oyup yerinden çıkartıp arkasından bıçak darbeleriyle hunharca öldürmeleri. O zamana kadar oldukça sakin bilinen ve kiliseye giden kız kardeşlerin işlediği bu cinayetler o zaman büyük şaşkınlıkla karşılanmış.

Şimdi olsa tüm akrabaları Müge Anlı'ya konuk olur en az 65 gün dışdışdış hunharca öldürülen diye başlayan spotlar duyardık. Neyse bu ensest kızkardeşler Genet'ye ilham vermişler e bu da büyük sürpriz sayılmaz..

Oyuna gelince çok ama çok sıkıcıydı. İlham konusu bu kadar renkliyken oyunun bu kadar sıkıcı olması neyle açılanır bilmiyorum. İçine giremediğim uzun diyaloglar mı, oyuncuların sürekli düz giden tarzları mı bilmiyorum kitapçık oyundan daha renkliydi. Bu arada Genç Tiyatronun izlediğim diğer oyunu olan Bekleme Odası çok güzeldi. Tavsiye ederim.

Bi de 1 saat olması iyiydi. Kimse alınmasın da Yaprak Dökümü'ne yetiştik.Ferhunde'nin kötülükleri gibisi yok.

Read More

10 Mart 2010 Çarşamba

JAZZSTOP

çok sıkıcı olaylar üst üste geldi aslında

ailelerimizle ilgili aslında üstü kapatılan şeylerin son kullanma tarihleri bitti ve üstleri açılmak zorunda

maddi konular, manevi konular hepsi

ve düşündüm hayat aslında biz umursamadığımızda mı kötü gelmiyor, ya da kötü olan şeylerin ucu bize dokunmadığında mı, yüzleşmediğimiz sürece nefesi sorunsuz mu alıyoruz?

buna rağmen evdeki kiracı (hani böbrekleri işe yaramaz olan ve pavyona satılacak olan) söz verdiğimiz için konserine gittik akşam Jazz Stop'ta Suadiye mekan umduğumdan küçükmüş ve umduğumdan ne bilim..zaten bizimkide tek başına çıkmadı okul müsameresiydi ama performansı dinlemeye ve beklemeye değerdi...

MONÇİÇİ'de olsaydı keşke...

Read More

9 Mart 2010 Salı

ERKEKLER 2


Kusura kalmasınlar da bu ERKEKLER çok traş bazen

Elbette iyi olanları vardır aralarında ama hemen hepsinin bir AŞK için bir kadın kadar savaşacak direnci yok
Evde oturmak durumunda olduğumdan ve yerli film avlamaya çalıştığımdan Cine 5'te az evvel şimdiye kadar izlemediğim (çok şaşkınlık verici)MAPHUS adlı filmi izledim. IHLARA VADİSİ'nde çekmişler. Türkan Şoray &Hakan Balamir.

Türkan Şoray annesini babasını kaybetmiş ama pazarcılık yaparak ayakta duran bir kız. Çok da güzel. Ağanın oğlu da ona vurgun ancak bu bildiğimiz ayı boğan baş kesen zora koşan ağa oğlu değil bekliyor kibarca kız da onu istesin diye. Ama Ümmühan kızımız onu seçmiyor onun yerinde pazarda gördüğü dengesiz Selman(bakırcı ustası) aşık oluyor. Kaçma kovalama bitiyor bunlar evleniyorlar. Kadın hamile kaldım deyince tipi sevinme sahnesinin yerine neredeyse kişilk bölünmesi yaşanıyor. Adam drama bağlıyor. Meğerse kanlıları gelmiş vuracaklarmış. Ümmühan gidiyor şehir merkezine delikanlı gibi öldürüyor bunları. Adamın bundan sonra kimse vuramayacak kıçı sağlamda yani. Kadın başlıyor yatmaya hapiste bunlar yok 17 sene 1 günde geçer bilmem ne, bir gün adamdan ne mektup ne haber (klasik) neyse amca birini bulup evleniyor. Kadın onun kıçını kurtardığıyla kalıyor.

Af çıkıyor malumunuz Rahşan affı değil elbet,neyse ÜMMÜHAN yollara düşüyor İstanbu'a geliyor. Bir sürü badire atlatıyor. (Gösterelim mi anam tarzında, onu arabaya alan kamyoncu da ona aşık oluyor geçelim) Buluyor adamı tam temizleyecek lavuğun 3 yaşındaki oğlu ve on beş yaşındaki karısının kucağındaki kızını gösteriyor kamera..karısı komşuya gien adam, oğluna sarılıveriyor doya doya (korkak) ÜMMÜHAN ona acısın da vurmasın diye..

Nedir bu ERKEKLER abi bir KADIN kendisi içn bunu yapan adamı 50 sene de bekler...ahh ahh ve ahh

NUTELLA diyorum

Read More

ERKEKLER


Öyle acaip yaratıklar ki ev arkadaşlarının tamamının kızdan oluştuğu bir eve aa sıra canı çekerse ekmeğe belki sürer diye ve kampanyada ucuz diye dev boyutta NUTELLA alıyor ve ortak erzak dolabına (hoşuma gitti bu erzak dolabı meselesi sanki savaş dönemleri romanları gibi) koyuyorlar.

Hiç düşünüyorlar mı O KIZLARIN buna nasıl da dayanıksız olacaklarını
Kİ o kızlar acaba RUHSAL ve BEDENSEL anlamda ne kadar tatminsiz
Bir erkeğin sürekli yapamadığı herşeyi bir kavanoz NUTELLA'nın bir ömür yapabildiğini

Bilmiyorlar tabii, bilmedikleri için de koyuyorlar onu dolaba
Açmadan günlerce bekliyor
Evde herkesin sinirleri gerilmiş bir PMS başlıyor diğeri bitiyor
En sonunda bir tanesi dayanamıyor ve açıyor kavanozu elinde kaşık metal kağıdı deliyor elleri titreyerek
Kokuyu alan diğerleri de yavaş yavaş yöneliyor mutfağa
Her kaşıkta sakinleşiyor insanoğlunun dişisi gözleri kapalı yüzünde gülümseme dişler çikolatalı....

Read More

7 Mart 2010 Pazar

AyRaÇKaçan Pazarı

 Bugün 400 metrekare (her geçen gün daha da büyüyo) evimiz için özel bir gün (okuyor diye öyle yazıyorum, yoksa Huysuz Virjin gibi ağzımı büküyorum) Bay H bizim eve taşınıyor...

Hani şu kiracılarımın böbreklerine gözünü diken Bay H

Hani ilk zor durumunda gel sayfiyeye gidiyoruz deyip, yol üstü meyhanede içkimize ilaç karıştırdıktan sonra yol üstü pavyonlara bizi 25.000 TL'ye satan Bay H

İçeride büyük hummalı bir çalışma var. Bekar evini bozup bizim eve taşındı. E devir kriz devri haliyle perdeyle ayırdığım yataklardan birini ona verdim (DERMİŞİM) ya da ev sahibi evini bir mülteci kampına çevirdiğim bilse (ELBETTE şaka) ne yapardı dermişim ama bunlar MONÇİÇİ eğlesin diye yazdığım satırlar...yoksa en büyük en lüks odayı aldı iri (adam?) Bay H. Gerçi yazın beyaz teni o çatı katında nasıl pişecek bilmiyorum ama kısmet:):)

Bu arada her yerde ajanları olan SIDDIKA HANIM daha eve eşyalar girmeden arayıp! Ne oluyor yoksa evi başkasına mı diye sordu..Oysa mülteci kampı style yaşamamız kirasını gününde almak anlamında onun fikriydi...neyse sonunda dedim EEEH SıDDIka Hanım..(bu arada biz anadolu kadın avrupayakasında oturuyor,, komşular paso onu arıyor o da bizi arıyor)

Bay H'nin bizi eve taşındığından Nazlıcan'ın haberi yok
Bu onun hayal dünyasında şiddetli bir yıkım niteliğinde olabilir ÇÜNKÜ bunlar küs

Sebebine gelince de...ikisinin de ÖTTÜRGEN olması...birinin pasif diğerinin aktif ÖTTÜRGEN* olması

sonra da küsüyorlar:):):)

ÖTTÜRGEN* : yalnız kalır kalmaz gubun diğer fertlerini çekiştirmeye başlayan kişi türleri/ Bunlardan aktif olanları hem yazar hem oynar yeyeni hikayelere çevirir pasif olanları dinler ve malzeme biriktirir ya da sadece olanları yazarlar

Read More

6 Mart 2010 Cumartesi

DÜNYA NEREYE GİDİYOR

AyraçKaçan'lardan kıvırcık ve ben olanı 300 metrekare olan evimizin odalarına kiracı alımında yaptığımız mülakatlarda şuraya mutlaka değiniyoruz:

  • Yani sen evi beğendin buraya taşınmak istiyorsun, peki sen bir sabah kalktığında buz dolu bir küvete yatırılmış ve böbreği satılmış olacağın ihtimaline ne diyorsun?
İnanın sevgili blog okuyucuları ne şaşkın yüz ifadeleri, ne gülümsemek ve gülümsememek arasında kalan suratlar, acaba ciddi miyiz diye bir an düşünenler, bir daha aramayanlar aralarından sadece 2 tanesi enteresan cevaplar verdi

* Benim böbreğim işinize yaramaz ben alkol tedavisi gördüm ve görmeye devam ediyorum
* Eğer beni çok kurnaz bir şekilde bayıltmazsanız böbreğimi alamazsınız, göründüğümden çok daha güçlüyüm...hem siz nerden biliyorsunuz benim sizinkini almayacağımı

Tahmin ettiğiniz gibi içinde ayraç ışığı olan bu arkadaşlar bizim evde yaşıyorlar. Ve eve gelen herkese potansiyel BÖBREK gözüyle bakıyorlar. Arada sırada uğrayan Bay H böbreği işe yaramayan arkadaşa o zaman seni bir pavyona satmamız lazım, yoksa ziyansın diyor. Olur diyor fark etmez..

Bu arada hakkımda dedikodu çıkarmışlar evin her tarafını perdelerle bölüp yatak atıp kiraladığım konusunda
Hatta merdiven boşluğundaki yüklükte SOMALİLİ kaçak bir aileyi sömürüyormuşum falan

ayıp bunlar, ayıp PARA için yani

çok ayıp

Read More

5 Mart 2010 Cuma

Bir Keresinde...

Bir Keresinde Kanser olan bir tanıdığım (eski kuzenim*) yani kemo is a sort of HOMO demişti

Lütfen Homoseksüel kitleler buna alınmasınlar, burada bir ayrımcılık değil
Sadece Kemo'nun insan vücudunda yaptığı sinsi hareketler halk dilinde 'ibnelik' olarak adlandırılan (sapına kadar erkeklere de denr yani)davranışlara benzediğinden
yani aslında benzetme yoksa HOMO'lar iyidir ve insandır onlar, Twitter deyimiyle HOMO'lar Can'dır

Mide bulantısı
Baş ağrısı ve terleme çekilir değil yani
Olsun

eski kuzen*: görüşülmeyen amca, teyze, dayı, hala oğul/kızına verilen ad

Read More

ÇOK ŞEY DEĞİŞTİ ASLINDA

çok şey değişti aslında...

nereden başlasam Nazlıcan balıkçı oldu örneğin konuşurken cümlenin sonunda 'da' diyor laz olmadığı halde
ve onların balık ambarında deniz görmeyen kürt balıkçılarla çalıştığından kürtçe de konuşuyor (AÇILIM)
bir balıkçı yeleği giyiyor ve uskumru gibi kokuyor (KARİZMA)
bir minibüsü var ve onunla kendini dünyanın hakimi sanıyor sağa sola çarpıyor (REZİLLİK)
ama senin yanında heyecanlanıyorum ondan oluyor diyor  (NASIL BİR YALAN)

Bay H olanca maçoluğu ile KÖPEKK gibi çalışıyor (SONDAKİ 2K'nın tonlanmasına dikkat!! ve köpek nasıl çalşır demeyin ben de bilmiyorum)
Çalıştığı için de havalarda elbette
yani adeta holding CEOsu öyle herhangi bir holding düşünmeyin ÖZYEĞİN vs ayarı ya da bize o şekilde hissettiriyor
neyse kaçmasın havası çalışsın

Monçiçi FİN'de hala ve onun yaptıklarını anlatmama, tüm blog dünyasının yaşı ve terbiyesi yetmez işte bu nedenle alıştıra alıştıra vericem (KISA BİR ARADAN SONRA)

Hayat aslında nasılda değişiyor bense sürekli hiç bir şey değişmiyor mu diye şikayet ediyorum
EVREN (kenan)(tabii ki değil) bildiğin EVREN lenfleri kullanarak bana dur dedi bu sene
Kendini bulmak için savaş hem içerini hem dışarını temizle
Galiba oluyor yavaş yavaş sancılı tabii, bir de yanımda bu kadim dostlarım olunca daha kolay ÖLMEK (yaşamak diyeceğim sandınız ama)

Bay H: Kardeşimin yanağını öperken kulağıma dünya gözüyle gördün ya dedi
Nazlıcan: okey oynarken kazansan ne olur sen zaten öleceksin dedi
Monçiçi: daha ölmedin mi diye arıyor her seferinde

böyle seviyor bunlar beni çok şanslıyım:) (neyseki dekmeci mekmeci aşkm var)

Read More